21 Ekim 2020 Çarşamba

HERKES Mİ YALANCI? ULAN HERKES Mİ?

Selam dostum.

Sen de bazen neredeyse herkesin az ya da çok yalancı, az ya da çok işine geldiği gibi davrandığını farkediyor musun? Tabiki bunu yazan ben ve okuyan sen de bundan muaf değiliz.

"Herkes yalancıdır" sözü çoğu yerde çoğu zaman geçerli bana kalırsa. Çoğu zaman bir eyleme geçerken o eylemin sonucunu çıkarımızı maksimize edecek şekilde yönlendirmeye çalışıyoruz. Belki de bu yüzden kızlar hep "sen ikincisin" diyor. Çünkü elde etmek istediği sonuca gerçekleri cesurca konuşarak ulaşması pek mümkün değil. Belki de bu yüzden erkekler "sen gördüğüm en güzel kızsın" diyor çünkü çıkarını olabildiğince arttırmanın bu yolla mümkün olduğunu biliyor.

Hani dedim ya demin: Herkes yalan söyler diye. Yalan söylemese bile gerçekleri gizler. Çok kısa bir olay anlatayım izninle.
İlk sevgilim pek güzel bir kız değildi. Ama benim için önemli olan o değildi zaten. Sevgilimi tanıştırdığım arkadaşlarım istisnasız "çok güzel kız, çok yakışıyorsunuz" falan diyordu. Evet finale hazırmıyız? Bunları söyleyenler benim en yakınımdaki insanlardı. Sevgilimden ayrıldığımda aynı kişilerden duyduklarım ise açıkçası beni şaşırtmak yerine üzmüştü. Neden mi üzdü şimdi geleceğim ona.

Ayrıldığım zaman duyduğum teselliler şöyleydi:
- Kanka zaten kız pek güzel değildi.
- Kanka zaten kız soğuktu biraz da sinsi gibiydi.
- Kanka zaten kız yanına pek yakışmıyordu.

Kankanız siksin sizi emi?

Neden üzüldüğüme geliyorum. Üzüldüm çünkü bu kadar yakınımdaki insanlar düşüncelerini söylememiş, işine geldikleri gibi konuşmuşlardı bana. Beni üzen, kahreden buydu. O şekilde konuşmuşlardı çünkü benim vereceğim tepkiden falan çekindiler ya da benle aralarını bozmak istemediler. 

Düşünsene o zaman belki tablo şuydu:
Etrafımdaki herkes benimle arasını bozmak istemediği için memnun olacağım şekilde bana geri bildirim veriyor. Ben de ister istemez geri bildirimler doğrultusunda kendimi inandırıyorum. Zaten bunun aksi mümkün mü?

Dünyanın en çirkinine herkes sen çok güzelsin desin artık zamanla o "çirkin" buna inanır. İnsan maruz kaldığı şeye dönüşür, dönüşmek zorundadır.

Şimdi de verdiğim örneğin ölçeğini büyütelim. Her konuda dostlarımızdan geri bildirim alıyoruz. Kaçı gerçekçi ve bizimle olan ilişkiye ne zararı olur diye bir endişe taşınmadan veriliyor.l?

Ya şimdi ben yine verdiğim örnekteki ortamın içindeysem? Ya ilk sevgilimle ilgili aldığım geri bildirimler gibiyse şuanda aldığım geri bildirimler? Ya hepsi hesaplı kitaplıysa? Ya hepsi verenin çıkarına uygun veriliyorsa?

Geçen gün annem eve misafir gelecek diye babamla epeyce tartıştı. Annem iyi kadındır yanlış anlaşılmasın. Çok güzel de yemek yapar. Babama "niye çağırdın, evimiz böyle böyle" vesaire diye baya konuştu. Peki misafir geldiğinde ne mi oldu? "Hoş geldiniz iyi ki geldiniz" vesaire.

O misafirlerin bundan haberi bile olmadı. 
Sen, ben o misafirler değil miyiz aslında?
Herkes bizle kötü olmamak için çoğu zaman gerçek düşüncesini, çıkarını artıracak şekilde gözden geçirmiyor mu?

Son bir hikaye daha anlatayım. Arkadaşım sevgilsi ile uzun süredir beraber. Evlilik hayalî kuruyorlar. İkisini de tanıyorum. İyi insanlar. Çocuk bir gün kafası bozulmuş eskorta gitmiş. Bana açtı bunu. Kızın haberi bile yok tabi. Sonra baktım Instagrama kız ikisinin olduğu fotoğrafı paylaşmış. O an dank etti kafama. Ya ben de onun gibiysem? Ya en yakınındaki bile beni kandırıyorsam? Evet bunun sonu paranoyaklık farkındayım. Ama realitenin bu olduğunu kim gönül rahatlığıyla yadsıyabilir. 

Var mı öyle bir baba yiğit? Beri gelsin de göreyim.

Ya ben de bir çok kez o kız gibi o durumun içinde düştüysem ve haberim bile olmadıysa?

Yalan çemberinde yaşıyoruz. Herkes yalancı. Ben de , sen de. Sokaktaki adam da. Herkes yalancı demek herkes sürekli yalan söylüyor demek değildir. Zaten bu daha kötü. Doğru söylerken bile yine sonucu manipüle etme niyeti var. Doğru söyleyen biri imajını uyandırmak vesaire. 

Peki insan nasıl kafayı yemez bu yalan çemberinin içinde? Her an dibimizdekiler bile potansiyel "bizi kandıran" sa nasıl hiç bir şey yokmuş gibi devam eder yaşamaya? Bu kadar zor mu acaba doğru söylemek? Evet zor, belki de çok zor. Doğruyu söylemek değil de aslında bunu ilke edinmek zor. Yoksa işine geldiği zaman insan gayet de doğru söyleyebiliyor.

Offf. Biter mi anlat anlat? Ne kadar anlatsam da bu yazıyı bütün ekranlarda Tayyip Erdoğan okuyup, uymayanlar 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılsa da bir şey değişir mi dersin?

Bir gün herkes doğru söylemeyi ilke edinecek mi dersin? Bu kadar zorlaştırmayı bırakıp azcık da olsa kolaylaştırıcak mı dersin?

Ne dersin olacak mı bütün bunlar?

Ne dersin Tayyip Erdoğan çıkıp bunları okuyacak mı dersin?

Ne dersin?

Ben "Sağlıcakla Kal" derim.

Sağlıcakla Kal.

3 yorum:

  1. Ellerine sağlık güzel bir yazı olmuş. Başta da dediğin gibi sen de ben de bundan muaf değiliz, hatta belki de ileriyiz, gerçi bunu hiçbir zaman bilemeyiz insanlar ne kadar kandırıyorlar söylemezler büyük ihtimalle. Herkes mi böyle, herkes ne kadar böyle, dürüst insan dediklerimiz yakalanmayanlar mı? gibi birçok soru var ama en nihayetinde insanlara güvenmemek lazım. Yanına çok insan sokmamak lazım gibi geliyor bana. Fakat yanına aldığın insanlara güvenmek ise şart gibi diğer türlü kafayı yersin, çok zor olur. Birebir tecrübe etmek senin gibi daha farklı düşündürüyor olabilir.

    YanıtlaSil
  2. Ellerine sağlık güzel bir yazı olmuş. Başta da dediğin gibi sen de ben de bundan muaf değiliz, hatta belki de ileriyiz, gerçi bunu hiçbir zaman bilemeyiz insanlar ne kadar kandırıyorlar söylemezler büyük ihtimalle. Herkes mi böyle, herkes ne kadar böyle, dürüst insan dediklerimiz yakalanmayanlar mı? gibi birçok soru var ama en nihayetinde insanlara güvenmemek lazım. Yanına çok insan sokmamak lazım gibi geliyor bana. Fakat yanına aldığın insanlara güvenmek ise şart gibi diğer türlü kafayı yersin, çok zor olur. Birebir tecrübe etmek senin gibi daha farklı düşündürüyor olabilir.

    YanıtlaSil