Bu yüzyılın maçı olabilir ona göre. Hakem tabiki de benim. Mavi köşede 1.5 yıllık sevgilim sevgili1, kırmızı köşedeyse 1.5 aylık sevgilim sevgili2 yerlerini almış durumda.
Bu maç tecrübesiz Muhammed Ali ile yaşlı kurt Sonny Liston maçını andırıyor adeta. Evet bahisler kapanıyor. Herkes acele etsin bakalım. Yazının sonunda kazananı açıklayacağım. Yaslanın bakalım arkanıza.
Evet dostlar bu tuhaf girişten sonra mevzuya geçelim yavaştan. Bu arada yazıyı ikinci kez yazıyorum. Uygulamadan çıktım baktım ki kaydetmemiş.
Son 1 ayda falan acayip garibime giden bir olayla karşılaştım. Bunun üzerine biraz kafa yorunca kendimce neden böyle olduğunu açıklamaya giriştim. Belki de öyle olmasını istediğim nedeni de bulmuş olabilirim. Karar sizin bi' anlatayım bakalım.
Önce altyapıyı vereyim. İlk sevgilimle 1.5 yıllık bir beraberliğimiz oldu. Aynı okuldaydık. Her günümüz beraber geçiyordu neredeyse. İlk kez yaşadığım için bazı şeyleri, tadı da bir başka oluyordu tabi.
Hani derler ya "ilkler unutulmazlar" diye tam da öyle bir şey. Cidden seviyorduk birbirimizi ve hani evlenmek falan o kadar hayal değildi ikimiz için.
Neyse sonra kötü gitti tabi. 1.5 senenin sonunda ayrıldık. Tabi bu sonraki olaylar bambaşka bir yazının konusu. Onu da ele alacağım. Ama burada konuyu dağıtmamak için kısa geçiyorum.
İlk sevgilimden ayrıldıktan sonra son sevgilimle tanıştım. 1.5 ay gibi kısa bir süreliğine beraberlik yaşadık. Olup bitiverdi sanki hemen. Başta çok iyiydi her şey - her ilişkinin klasiği- cicim ayları işte.
Tabi bizim cicim ayları falan çok kısa sürdü ki hatun tekmeyi bastı bana:). Ondan da ayrılalı 1 seneden fazla oldu.
Son sevgilimden sonra ne birinden hoşlandım ne de birine yazdım. Hevesim de kalmadı valla. Bir kaç ilişki yaşayan sonra bıkan erkek sendromuna tutuldum resmen.
Başlıkta yazdım ya boks maçı diye mevzu bu iki sevgilimin üstümdeki tesirleri. İlk sevgilimi ne zaman düşünsem ya da aklıma gelse içimi müthiş bir yabancılık hissi kaplıyor. İnanır mısınız sanki tarihin bir yerinde yaşamış, öylesine kulağıma gelmiş bir isim kadar uzak hissediyorum kendimi ona. Bu nasıl olur abi?
Bu hissi yaşamayan bilemez. İnanılmaz bir yabancılık hissi. 1.5 sene beraber olduğum, her şeyi yaşadığım bu insana bu yabancılık nasıl mümkün olabilir? Hadi bu oldu diyelim. Asıl vurucu yere geliyorum. Sadece 1.5 ay ilişki yaşadığım insana duyduğum o anlamsız yakınlık peki nedir? Ayrılalı 1 seneyi geçmiş, yüzünü görmeyeli aylar olmuş ama sanki bir kaç gün önce ayrılmışız ve eninde sonunda barışacağız gibi hissediyorum.
Bunun böyle olmasını isteyip istemediğimi çok düşündüm. Tam olarak istiyorum denemez. Artık olmayacağı belli bir şey ki bunu söylerken bile hala küçük bir inanç yok değil içimde. Ama istememden bağımsız olarak bu olay cereyan ediyor. Sanki geçici bir ayrılık yaşıyoruz ve her şey çok olağan. Nasılsa eninde sonunda barış var gibi hissediyorum.
Bakın böyle düşünmüyorum ama hissediyorum işte garip şekilde. Bunun neden böyle olduğunu sonunda birazcık fark ettim galiba. Bakalım siz ne diyeceksiniz.
İlk sevgilimle bir buçuk sene sevgili olduk ama o gün farkında olmayıp bugünden farkında olduğum bir gerçek var: ilk sevgilimin yanında çoğunlukla kendim olamadım. Bana pek kendim olma imkanı vermedi. Hadi onu suçlamayayım. Ben o imkanı pek görmedim ve kullanmadım da.
Fark ediyorum da biz 1.5 sene yakın olmuşuz ama hep bi' yabancılık varmış. Ben hep bir şeyleri gizlemişim. Yanlış anlaşılmasın kötü şeyler değil bunlar. Hani ilkokulda herkesin babasının mesleği güzeldir de sen "babam çiftçi" diyemezsin ya. Onu da yaşadım çünkü ordan biliyorum. Onun gibi bir şey.
Garip bi' utanma tuhaf bi' sıkılma hissi. Şunu diyebilirsiniz: kaç yaşında adamsın sevgilinden neyi saklıyorsun? Pek haksız bir itham değil ama arka planı çok be dostlar.
İnsan diğer insanları hep kendi arka planına göre yargılar genelde. Ama baz alınması gereken o kişinin kendi arka planıdır. Neyse dağıtmayalım.
Netice itibariyle olan şey buydu. Ben hep acaba ne der diye bir şeyleri gizledim. Özellikle başlarda. Sonra da gizlemesem de söylerken hep bi' sıkılganlık vardı üzerimde. Biraz da onun verdiği tepkiler sebebiyle.
Aile yapısı olarak falan yabancıydık birbirimize. İlişkiyi özetlersek birbirini seven iki yabancı diyebiliriz. Belki de o yüzden şimdi ne zaman aklıma gelse müthiş bir yabancılık hissediyorum. Onlayken bu hisse sevgi üstün geliyordu muhtemelen. Ama vardı yine de. Sevgi kalmayınca artık bu his belirginleşti.
Gelelim son sevgilime. Son sevgilimle 1.5 ay sevgili kaldık ama ilk günden itibaren tamamen kendim oldum onun yanında. İnanır mısınız bana kendim olabilme imkanını o kadar güzel verdi ki. Belki de o vermedi ama ben hep kendimdim. Bir şeyden bahsederken acaba ne tepki verir diye düşünmedim. Sağolsun o da hep böyle düşünmemem gerektiğini bana ispatladı.
Ne söylesem çok normal gibi karşıladı. Yargılamadı. Tuhaf ya da saçma bulmadı.
Onunla geçirdiğim 1.5 ayda ilk sevgilimle geçirdiğim 1.5 senede olduğumdan çok daha fazla kendimdim. Şimdi ne zaman aklıma gelse o yakınlık hissi hemen belirginleşiyor ve kendimi hala ona yakın hissediyorum.
Evet ilkler unutulmaz ama asıl iz bırakan bence sana en çok sen olma fırsatını verendir. İnsan galiba en çok kendi gibi olanı ya da ona kendisi olabilme fırsatını vereni seviyor.
Son sevgilimle beraberken ona kendimi çok yakın hissettiğini net şekilde hatırlıyorum. Sanki yaşadıklarımı başkasından dinliyormuş gibiydim bazen. İzlediğim film benim hayatımın filmiydi sanki. Bugün hala içimde o "dün ayrılmışız ve bir kaç güne barışaçağız" hissi duruyor. Bana iyilik mi yaptı kötülük mü? Anlamadım gitti be dostlar. İçimi de döktüm valla. Umarım sıkılmadınız.
Evet maç bitti sevgili seyirciler. Demiştik ya bu maç Muhammed Ali ile Sonny Liston maçı gibi olur diye. Herkes Sonny Liston kesin kazanır derken 22 yaşındaki Ali yaşlı kurdu devirivermişti.
Sevgili2 de ilk roundda bitirdi bu işi. Kusura bakma sevgili1, kaybettin.
Ve kemer, sahibini buluyor.
Sevgili2 mikrofonu aldı açıklama yapıyor: "Senden ayrıldığımdan beri çok mutluyum bu saçma maçı bir daha da düzenleme"
Ben cevap veriyorum: " Kızım ne diyon?Herkesin ortasında aldın kemeri gülümse biraz herkes bize bakıyor."
Sevgili2: "İyi tamam zaten tekmeyi koydum bi' de seni rezil etmeyeyim"
Evet gördünüz hatun haklı:). Neyse dostlar şimdi kalkıp demeyin insan ilişkilerini kıyaslar mı diye? Bu tuhaf durumu çözmenin tek yolu buydu. Ve kendimce böyle bir sonuca vardım. Siz ne dersiniz?
Güzel bir sözle bitirsek fena olmaz. "Sana sen olma fırsatını verenlerin kıymetini bil. Çünkü onlar seni seviyor, olmalarını istediğin kişiyi değil".
Kalın sağlıcakla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder