3 Haziran 2020 Çarşamba

DAYANILMAZ BİLİNME İSTEĞİ ve "TANRI" ALTERNATİFİ

Herkese selamlar dostlar. 

Başlıkları böyle birazcık dikkat çekici atmaya çalışıyorum umarım az çok işe yarıyordur. Çünkü başlığın içeriğin okunmasına olan katkısı yadsınamaz. 

Bu yazıda aslında herkes tarafından bilinen bir olay üzerine konuşacağım. Konumuz insanın şu baş belası "bilinme isteği" genel anlamda. Daha dar anlamda ise iyi ve güzel şeyler yaptığımızda diğerlerini haber etme isteği. 

İnsanın aklına geliyor bazen "Abi ben öldükten sonra beni kral gibi ansalar nolur? Zaten haberim bile olmayacak." 
Bu yaptığımız iyi ya da güzel şeylerin bilinmesi isteğimizi bugün büyük oranda instagram karşılıyor gibi. Yani insanlar gönüllü oluyor ya da bağış yapıyor ve ardından sosyal medyada bunları paylaşıyor. 
Yani "insanları bilinçlendiriyoruz" açıklamasını pek de samimi bulmuyorum. Temel sebeb kişinin ne kadar yardımsever biri olduğunun başkaları tarafından bilinmesini istemesi. Haberdar etmenin tek yolu yaptığın mehmetçik vakfı bağışını hikayeye atmak olmasa gerek. 

Tabi bu bilinme isteği gayet doğal ve insanidir bence. Ama bunu kabul etmeyenler beni biraz sinir ediyor. 
Abi, insan budur yani sakin ol. İnsan yaptığı güzel şeylerin bilinmesini ister. Bunu kabul edebilirsin problem yok. Ama bu bir yerden sonra bence çığırından çıkıyor gibi. Bir yerden sonra sanki sadece başkalarına iyi olduğunu göstermeye dönebilir olay. Ve bunu önlemek de kolay değildir. Çünkü insan güzel geri dönüşler aldıkça -bunlar samimi olmasa bile- ister istemez bunu devam ettirmek isteyecektir. 

Buna bir alternatif olduğunu düşünüyorum ve birazdan bahsedeceğim. Öncelikle "riyakarlık" ile "bilinme isteğini" ayıralım. Bilinme isteği gayet doğal ve insanidir. Bilinme isteğinde iyiliği yapmadan önce çok hesap kitap yapmayız. Yaptıktan sonra sadece başkalarının da bilmesini isteriz. 

Riyakarlık ise bunun tam tersi sayılabilir. Burada ise iyilikten önce hesap-kitap devreye girer. Örneğin hoşlandığınız kız hayvan hakları savunucusudur ve sokak kedisine yemek verirken bir fotoğraf çekip hikayeye atarsınız. İşte bu tam anlamıyla riyakarlıktır ve istediğini elde ettiğinde artık öyle davranmazsın. Kedi görünce atarsın bir tekme. 

Şimdi asıl konuya gelelim. Bilinme isteği gayet insani ve bir şekilde tatmin edilmesi gereken bir dürtüyse ve bunu sürekli insanlar aracılığıyla tatmin etmek zamanla problemlere yol açıyorsa tam burada Tanrı yardımımıza koşabilir. 
Şunu netleştirelim: Burada Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu problemi üzerine konuşmuyoruz. O başka yazıların konusu. Sadece, bu bazen insanın karşı koyamadığı bilinme isteğinin Tanrı ile giderilebiliceği tespitinde bulunuyorum. Katılmayabilirsiniz tabi. Ama etrafıma baktığımda herkesin insta'sı maşallah iyilik meleği insta'sı gibi. 
Neyse devam edelim. 

Her hangi bir iyilik yaptın. Ve o baş belası istek dürtmeye başladı. Ve dedin ki kendi kendine"zaten Tanrı'nın haberi var. 
Boşver gitsin diğer insanları, onlar bilmese de olur". Bunun bir yararı da eğer gerçekten samimiysen Tanrı'nın seni mutlaka takdir ettiğinden eminsindir. Bazen insanlar sana "showcu" diyip canını bile sıkabilirler. 

Bu bilinme isteğini aşabilen varsa helal olsun demek gerekir bence. Ben mesela bu yazıları, kafamdan geçen ve az-buçuk mantıklı olduğunu düşündüğüm fikirleri insanlar da bilsin diye yazıyorum. 
Tabi burada geri dönüş alma imkanım da var. Geri dönüş alınca da insan seviniyor ve insanların beğendiğini görmek istiyor. 
Eğer Tanrı bana feedback verseydi şu şu iyi ama şu yazıda şıçmışsın şeklinde herhalde yazmazdım bunları. Ama feedback gelmiyor maalesef. Dediğim gibi tatmin edilmesi gereken ve gayet doğal olan bazı dürtülerimizi bastırmayı bırakıp -bu zaten başlı başına yanlış bir yöntem- doğru şekilde tatmin etmeliyiz. 

Küçük bir olaydan bahsedeyim. Kış ayında çok soğuk ve yağmurlu bir gündü. Ev arkadaşım arkadaş1 (ismi bu olsun ifşalamayalım) çöp dökmeye gitti. Geldiğinde çöpün yanında bir tane çocuk gördüğünü, çocuğun üstünde, başında bir şey olmayıp titrediğini söyledi. Ardından bir kaç tane eşya alıp çocuğa götürdü. Buraya kadar problem yok. 

Sonra sevgilisini arayıp bir iki naber nasılsın cümlesinden sonra bu olayı anlattı ve çocuğa yardım ettiğini, çok üzüldüğünü söyledi. 
İşte bahsettiğim olay da tam bu. Hiç hesapta yokken gayet iyi niyetle yardım etti. Ama sonra içindeki bilinme isteği onu harekete geçirdi. Zannetmiyorum ki önceden hesap etsin sevgilisini aramayı. Zaten bunu söylemesi için bilinme isteği dışında bir sebeb bile yok. 

İyilik yapmasının nedeni bilinme isteği değildir, onunla karıştırmayalım. İyiliği yaptıktan sonra sevgilisini aramasının sebebi o istektir. 

Bence Tanrı alternatifi kulağa gayet hoş geliyor. Yaptığın iyiliği tam anlamıyla bilen ve ona göre bir şeyler düşünen biri var. 
Ki bu varlık öyle ölüp giden, herhangi bir kusuru da olan bir varlık değil. Bu isteği tatmin etmek için iyi bir alternatif bence.

Neyse dostlar bugünkü yazı da bu kadar olsun. Aklımda bir şey vardı da unuttum valla. Zaten acıktım da. Klasiği gerçekleştirip güzel bir sözle bitirmek isterim de aklıma söz de gelmiyor inanın ki. 

Neyse sağlıcakla kalın. Görüşmek dileğiyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder