26 Mayıs 2020 Salı

FAKÜLTEDEN DEVAM EDİYORUZ ARKANIZA YASLANIN

Geçen yazıda hazırlığı tamamlamıştık dostlar. Şimdi geldik fakülte kısmına. 


Şunu baştan söylemeliyim ki eğer bölümünüz boş bir bölüm değilse bir şeyler için çok fazla zamanınız olmayacak maalesef. O yüzden geçen yazıda hazırlığa biraz fazla yer ayırmıştım. Ama hazırlık okumasanız da problem yok. Hazırlık kadar boş vaktiniz olmasa da yine de vaktiniz olacaktır. 


Dostlar üniversiteye hayvan gibi ders çalışmak için gelmediniz en azından ben öyle düşünüyorum. Vitesimizi yavaş yavaş arttırmalıyız. Tavsiyem dersleri aşırı boşlamayın ama çok da derslerle boğulmayın. 


Eğer üniversiteden sonra devam etmeyecekseniz trankripttin -yani not ortalamasının ki bu da 4 üzerindendir- pek fazla önemi olmayacak. Zaten kpss falan düşünüyorsanız mezun olsanız yeter. 

Ortalamanın hiç bir anlamı ve etkisi yok devlete girişte. Özelde işe girerken de genelde tanıdıklar çok etkili. Transkriptin öyle aşırı bir olayı yok. O yüzden sakin oluyoruz ve ayarında asılıyoruz derslere. 


Geçen yazıda verdiğim örneği hatırlayalım. 

0 hiç, 10 sürekli çalışmaksa siz ilk sene 3-4 gibi gezseniz sınavlar yaklaşınca da 5' in üstüne çıksanız yeter. Ama dediğim gibi derslere gidin genellikle. Sadece dersler için değil aynı zamanda insan da tanırsınız. Bölümdekileri tanımak önemli. 


Sakın bölümdekileri takmayan mal mal "coolluklar" yapmaya çalışan biri olmaya heveslenmeyin. Sosyalleşin olabildiğince. Bakın dostlar üniversiteye gidince göreceksiniz her türden adam var orda. Farklı insanlar tanımak onlarla şöyle bir muhabbet etmek size hiç olmazsa "ulan bu adam da normalmiş öyle göründüğü gibi değil" lafını söyletir. 


Bazı tiplere ve karakterlere karşı önyargılarınızdan kurtulursunuz ve ilerideki hayatınızda daha sağlıklı ilişkiler kurmakta bence bunun faydası mutlaka olur. 


Dedim ya her türden adam var diye. Çevremde 'ateist, deist, eşcinsel' yani toplumda azınlık olan ve dışlanan kişiler vardı. Başta ben de önyargılıydım fakat biraz konuşup vakit geçirince çok da farklı olmadığınızı anlıyorsunuz. Ben toplumda normal kabul edilen biriyim ve bir sürü normal kişi de bu tarz insanlara maalesef ön yargılı. Ama siz bunları insan tanıyarak aşıyorsunuz. İlla aşmanız gerekmiyor herkese karşı ama ben faydalı görüyorum. 


Neyse konuyu dağıtmayalım. Dediğim gibi derslere ayarında çalışın. Hazırlık okuduysanız zaten bir çevreniz olacak. Yeni bir çevre de iyi gelir size. İlk yazıda dediğim gibi üniversite bitince çok büyük olasılıkla maksimum 3-4 kişiyle sürekli iletişim halinde olursunuz gerisi geçici ama herkes eğer almaya açıksanız size bir şeyler katar emin olun. 


Bir arkadaş grubunuz varsa güzel olur. Çünkü bir şeylerin tadı bazen gruplarla daha güzel çıkıyor bence ama yoksa bir dost bile kafi olur merak etmeyin. Tekrar hatırlatıyorum abazalık ve kaşarlık yapmıyoruz. 


Kızlar size söylüyorum üniversitede erkekler deli gibi hatun paslar birbirine. O yüzden kimlerle takıldığınıza dikkat edin bence.


Bazı ortamcı herifler görürsünüz sanki her hafta bir hatunu iç ediyor. Emin olun öyle bir şey yok varsa da ben görmedim. Zaten düşük düşük hatunlarla takılmanın da delisi olmayın. Ne var yani, bugün olup yarın olmayacak hatunların peşinden koşmanın bir yararı yok. Eğer gerçekten size uygun kaliteli birini bulursanız zaten bu üniversite hayatına cila olur ve tadından yenmez. 


O ortamcılar da mezun olduktan sonra saplıklarına üzülüp instadan falan sağa sola yazarlar veya yedekteki buddylere yürüyeceklerdir hala. Benim tavsiyem genelde ciddi düşünün. Yok ben ortamcıyım tuttuğumu alıyorum diyorsanız dicek bir şeyim yok ama çok kadın hiç kadındır unutmayın. 


Okul açılır açılmaz yine temkinli olun, hatunlara atlamayın dediğim gibi. Kulüplere devam edin. Eğer maddi anlamda sıkıntınız çok yoksa okulların çok fazla gezisi oluyor mutlaka gidin. Okul bitince o kadar vaktiniz olmayacak dostlar. Şimdi gelelim soru soru gitmeye.


1 - Bölümden manita (kız/erkek) yapılır mı? Mantıklı mı?


Dostlar bu soru da çok fazla değişken içeriyor maalesef. Bölümden olan kızla/çocukla çok mutlu olabilirsiniz tabi ki ama düşman olarak da ayrılabilirsiniz. 


Size gerçekten uygun olan kişi bölümden de olmayabilir. Bunlar hiç belli olmaz. Ama şu da varki sevgilinizle aynı bölümden olduğunuzda maalesef bir yerden sonra sürekli onla takılmaya başlıyorsunuz. Bunun sonucunda da iki kişilik bir yalnızlık yaşıyorsunuz. Tabi sevgilinizle bir arkadaş grubunuz falan varsa o zaman durum başka. Ama benim gördüğüm kadarıyla bölümden sevgili yapmak pek iyi olmuyor ki ayrılırsanız da başka bir zulüm. 


Tabi ilişkiye başlarken ayrılırsak ne olur diye hesap yapılmaz ama bölümden sevgili yapmak biraz alanınızı ve çevrenizi törpülüyor gibi. Başka bir bölümden sevgili yaparsanız hem sevgilinizle vakit geçirirsiniz hem de bölümdeki arkadaşlarınızla. Çünkü bir yerden sonra arkadaşlarınız ve sevgiliniz arasında bazı durumlarda tercih yapmanız gerekiyor ve ister istemez sevgiliyi tercih ediyorsunuz. 


Dediğim gibi olmaz, mantıksız demiyorum ama bölüm dışına açılmak daha mantıklı olabilir. Şu da var ki bu söylediklerim ilk sene için geçerli. Son sınıfta bölümde hoşlandığınız varsa zaten her türlü yürüyün. Okul bitmiş zaten seneye kimse yok piyasada, içinizde kalmasın. 


Evet 10 adet oyumun 7 sini farklı bölüme 3 ünü de aynı bölüme veriyorum bu soru için. Geçelim ikinci soruya.


2 - Ev mi yurttu? Yurtsa kyk mı özel mi?


İlk sene zaten çok büyük ihtimalle yurtta kalırsınız. Tavsiyem ilk senenin sonunda imkanınız varsa mutlaka eve çıkın. 


Ev olmadan öğrencilik ve üniversite hayatı tam anlamıyla yaşanmaz. Arada serserilik yapıp eve kankalarınızla geç saatte dönüp sızmanın bile keyfi başkadır. Hayatınız daha fazla "kendinizin" olur bu sayede. 


Kendi odanız, kendi eviniz, yatırmanız gereken faturalar, ev ve mutfak ihtiyaçları... Bunlarla kim uğraşacak demeyin. Sorumluluk aldıkça büyüdüğünüzü göreceksiniz. Bu normal hayatınıza da aksedecek. Hiç olmazsa son iki seneyi evde geçirin de o öğrencilik hayatını yaşayın. 


Hayat dediysem efsane bir hayat değil o kadar da. Yeri gelecek ev arkadaşınızla tartışacaksınız ama sonra gidip özür dilemeyi ya da orta yolu bulmayı öğreneceksiniz. Kan bağınızın olmadığı biriyle aynı evde yaşamayı tecrübe edeceksiniz. Belki kavga edip, evden ayrılıp bir daha görüşmezsiniz bile. Bu olay bile hayatınızdaki neredeyse herkesin potansiyel gidici olduğu tecrübesini verir size. 


Yaşamaktan korkmayın hiçbir zaman. Ev bence olmazsa olmazıdır üniversite hayatının. Ama maddi durumunuz el vermiyorsa yapacak bir şey yok. Özellikle İstanbul'daysanız biraz sıkıntılı durumlar. Çok zorlanmayacaksanız ben kesinlikle tavsiye ederim. Bunları da zaten öğrenci evinden yazıyorum:) 


Yurt konusuna gelince kyk yurtları bence yeterli olur. Son dönemde baya yurt açıldı ve konforlu sayılır çoğu. İnternetleri falan kötüdür. Onun dışında odalar 3-4 kişilik, yemekler güzel ve yurt ucuzdur baya. Kyk yurdu çıkarsa ben gidin derim. Eskisi gibi siyasi olaylar da pek yok. Kyk yurdunda tanışıp hala görüştüğüm insanlar var mesela. 


Gelelim cemaat yurduna. Dostlar sakın bu yurtlara bulaşmayın. Ben bir senemi verdim. Zor kurtuldum valla. Bütün üniversite hayatınızı çalar bu yurtlar. Üniversitede size lazım olan şey zamandır ve bu da vardır yeterince. Cemaat yurtları sizi yurda bağlar ve dışardaki hayatınızı öldürür. Ben çok tartıştım ailemle bu konuda ve ne yapıp edip ayrıldım. Şimdi hayatımda verdiğim en mantıklı kararlardan biri olduğunu net şekilde görüyorum. Hatta hayatını ikiye böl desen cemaat yurdundan önce sonra diye bölerim. 


Yurtttan çıktım ve baktım ki baya zamanım var. Kitap okumaya, arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirmeye, sporla uğraşmaya başladım. Kısacası yaşamaya başladım arkadaşlar. Siz de sakın bu hatayı yapmayın. 


Bakın hata yaparak öğrenmek çok etkilidir evet ama Victor Hugo'nundu sanırım bir sözü var şunu söylüyor: "Başkalarının hayatından da ders alın çünkü hayat her hatayı yapmak için çok kısa". 


Evet bence de olay bu. Yani net şekilde görmüş biri olarak söylüyorum durum bu. Bu soruyu da tamamladık dostlar. Sıradaki soruya geçelim


3 - Bir işe girmeli mi?


Farkındayım çok fazla şunu yap bunu yap dedim. Bir de işe mi girelim diyebilirsiniz. Bence çok zorlanmayacaksanız girin. 


Üniversitede kütüphanede ya da farklı bölümlerde çalışabilirsiniz part-time olarak. Kendi paranızı kazanmayı ve en azından bir iş ortamını görmeye çalışın. Yazın da çalışabilirsiniz. Ama üniversite hayatı boyunca mutlaka bir dönem işe girin. Size bir şeyler katacaktır mutlaka. Sorumluluk almayı, insarlarla konuşmayı daha iyi öğrenirsiniz. 


Ben üniversite hayatım boyunca ailemden neredeyse hiç destek görmedim mesela. Bu beni iş bulmaya ve bir şeyler yapmaya itti. Ve girdiğim işlerde de çok şey öğrendim diyebilirim. O zaman biraz hayıflandığım bu durum için ama bana parayla satın alamayacağım bir şey verdi: Tecrübe.


Evet arkadaşlar 4 seneyi ayrı ayrı yazmaya gerek yok herhalde. Ders çalışma vitesinizi yavaş yavaş arttırın demiştim. Son sene zaten herkes bir köşeye çekilecek göreceksiniz. Mezun olma ve iş telaşı saracak herkesi. Son sene artık çok fazla takılmıyor millet birbiriyle. Genelde daha çok derslere veriyor kendini ki bu da normal olan bir şey zaten. 


Son sene 7 -8 vitesinde çalışabilirsiniz bence makuldur. Okulu 1 seneden fazla uzatmayın derim. Hem kabak tadı veriyor hem de çoğu arkadaşınız gidiyor falan. Kısacası pek iyi olmuyor sizin için. Yazları da gezmeye bakın derim. Otostopçu adamlar falan bulun. Bir de dostlar şöyle sizi itekleyecek, size bir şey katacak adamlarla dost olun. 


Dümdüz yaşayan bir adam sizi de aşağı çeker. Benim gördüklerim ve tecrübelerim bu şekilde. İllaki eksik vardır. Ama kendi adıma konuşmam gerekirse üniversitede kendime çok şey kattım diyebilirim. Hayat anlamında tabi. Yapamadıklarım oldu tabi ki. Bunlarda genelde maddi sıkıntılardan dolayı. Örneğin Amerika'ya gitmek istedim bir ara baya uğraştım ama para biriktiremedim yeterince. Boş boş adamlar gitti ben kaldım öyle. 


Yine bir skalaya oturtturmak gerekirse (0 bok gibi 10 efsane)

ben üniversite hayatımı 8 gibi bir yere koyarım. Zaten dostlar illaki bazı şeyler olmayacak. Ama siz azcık kafa patlatıp çabalarsanız bir şeyler yolunda gidiyor. Üniversite yazısını tamamladık. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder