26 Mayıs 2020 Salı

"HAYATTA BİR BOKA YARIYOR MUSUN?" DÜŞÜNSEL DENEYİ

Herkese selamlar dostlar. 


Bu yazıda kendimize hayatla alakalı bir kaç soru sormamıza yarayacak, hayatımızı ve kendimizi değerlendirmemize yardım edebilecek bir düşünsel deneyden bahsetmek istiyorum. 


Bunu bir yerde okuduğumu ya da birisinden duyduğumu hatırlamıyorum. Belki benzer şeyler daha önce de tasarlanmış olabilir. Eğer benden önce birileri benzer bir deney kurguladıysa onların affına sığınarak deneye geçmek istiyorum. Deneyimizin ismi başlıktan anlaşıldığı üzere "Hayatta bir boka yarıyor musun?" deneyi.

   

Düşünsel bir deney olduğu için bir çok şeyi es geçip idealize edeceğiz. Bu deneyde önemli olan asıl şey mümkün olup olmaması değil, bizi az da olsa hayat ve kendimiz üzerine düşünmeye sevk etmesi.


İnsan nüfusun çok arttığını -ki şuanda bile az çok böyle olduğunu düşünen insanlar var- düşünelim. O kadar artıyor ki artık dünyamız bu nüfusu kaldıramaz hale geliyor. Devletler bunun tek çözümünün nüfusun belli bir kısmının eritilmesi olduğuna karar veriyor. 


Teknolojinin de çok geliştiğini varsayalım. Bir makine üretiliyor. Bu makine her insanı bir teste sokuyor. Dediğim gibi asıl mesajı vermek için bir çok unsuru idealize edeceğiz. Teste alınan bir insan eğer faydasız, sadece tüketici ve kendine, dünyaya bir şeyler katan biri değilse, kısacası "boş" yaşayan biriyse makine bunu sıfır hatayla tespit edebiliyor. Ve makinemiz o kadar iyi ki hiç kimse için - insan sayısı aşırı fazla olsa bile örneğin 100 trilyon diyelim- adaletsiz bir sonuç vermiyor. 


Testin sonucunda eğer "boş" bir insan olduğunuz anlaşılırsa anında acı çekmeden hayatınıza son veriliyor. Hatta sistemimiz o kadar iyi ki sizin ölümünüz üzerine üzülecek tek kişi bile olamayacak. Onlar da makine sayesinde sizi unutacak ve hiç üzülmeyecekler. 


Bu teste bütün insanlar -zenginler, fakirler, devlet başkanları- girmek zorunda. 


Şimdi kendimize soralım bu test tam şuanda bize yapılsa makineden sağ çıkabilir miydik? Ben açıkçası pek emin değilim. Bu hayata niye geldiğini, ne yapması gerektiğini düşünmeyen, yiyip içip sevişmekten başka bir aktivetesi olmayan bir kişiysek muhtemel bu testten geçemeyeceğiz. 


Varlığımızın anlamı üzerine düşünmeden geçen bir ömür tam olarak ne ifade eder?


Bu soruyu kendimize sorarken dürüst olmalıyız. Şöyle arkamıza yaslanalım ve deneyi biraz düşünelim. "Ben bu hayatta gerçekten ne yapıyorum?" sorusunu sorup birazcık bunun üstüne kafa yoralım. 


Muhtemelen itirazlar gelebilir. Kime göre "boş" insan olarak etiketleneceğiz ki denebilir. Yani tamamen faydasız, hayvani yaşayan biri de hiç de boş yaşayan biri olmadığını öne sürebilir tabi ki. Ama buradaki ana sorumuz hale gücünü koruyor. "Bu hayatta ne yapıyorsun?", ya da "Hiç var olmasan ne değişirdi ki?". 


Eğer bunların üzerine kafa yormuyorsak hiç var olmamamızın pek bir şey değiştireceğini düşünmüyorum. Bir cevap da bulmamız gerekmiyor. Aramak da önemli bir olaydır burada. Herhangi bir cevap da bulamayabiliriz. Kısacası yaşamayı hak ediyor muyuz? 


Kendimize soralım bu düşünsel deney bağlamında. Bize hayatın anlamının verilmesini mi bekliyoruz? Biri gelip bunu bize söylesin mi istiyoruz? 


Soralım kendimize ve olabildiğince dürüst olalım kendimize :"Bu makineden sağ çıkabilir miydik?"

2 yorum:

  1. Sevmedim . İnsanın bir yararı olup olmadığına sen veya bir yabancı karar veremez . Hatta insanın kendisi bile buna karar veremez. Yalnızız ama birlikte var oluyoruz. Veya yaşamda , istemeden geldiğimiz bu dünyada bir işe yaramanın pek anlamı yok. Yaşıyoruz. Varız. İster işe yarayalım , ister işe yaramayalım. Bunu sorgulamak saçma geliyor bana açıkçası. Çünkü herkesin herkese yararı , sihirli bir dokunuşu olduğunu düşünüyor ve buna inanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın ona kimse karar veremez. Amacım sadece kendimi ve okuyanları ben ne yapıyorum sorusuna yönlendirmek. Hepsi bu. Hadi kal sağlıcakla:)

      Sil