26 Mayıs 2020 Salı

ÜNİVERSİTE HAYALİ OLAN DOSTLARIMA

Herkese merhaba dostlar. 


Blogda genellikle hayattaki kişisel meselelerden bahsetmek istiyorum. Yani kendimizle alakalı olan daha gündelik daha bize yakın şeyler. Örneğin 'Yeni dünya düzeni üzerine' ya da ne biliyim 'illüminati her yerde ve bizi kontrol ediyor' tarzı şeyler yazmayı pek düşünmüyorum. Zaten bu tarz konularda yazan bir çok arkadaş var ve gayet de iyi yazanları gördüm. 


Ben daha çok bu yazıda olduğu gibi daha bize yakın daha çok 'ben' dediğimiz özneye yakın şeyler yazmak istiyorum. Tabi blog devam ederse ileride düşüncelerim değişebilir ondan sonra gelip bana hani böyle yazmayacaktın demeyin dostlar :) Şimdilik bu şekilde düşünüyorum. 


Bu girizgahtan sonra başlıktan da anlaşıldığı üzere üniversite üzerine konuşalım biraz. Öncelikle dostlar size kesin bilgiler sunmuyorum ya da 'üniversiteye geçmeden önce herkesin bilmesi gereken 10 şey' tarzı bir yazı olmayacak. Zaten o tarz yazıların pek de bir yararı olduğunu düşünmüyorum. 


Bu yazıyı okuduktan sonra da sizi efsane bir üniversite hayatı beklemiyor sadece birazcık bir şeyleri görmüş birini okuyacaksınız. 


Özgüven videosu izleyerek özgüvenli olunmuyor maalesef. Özgüvenli olmak için gereken şey eylemdir örneğin ve özgüven aslında bir alışkanlıktır. Video ya da bir kitap sizi özgüvenli yapmaz belki belli küçük yollar gösterebilir. Kesin cevaplar arıyorsanız malaasef sizi tatmin etmeyebilir bu yazı. Mesela özel ya da devlet okulu için 'özele git kesin' tarzı bir cevap vermeyeceğim. Zaten bu tarz cevaplar genelde kestirip atmak olur konuyu, ayrıca bunlar ayrıntı şeyler. Yapbozun küçük parçaları. 


Size uygun okulu sadece siz bilebilirsiniz, ben sadece tespitlerimden bahsedeceğim. Keşke bana bunlar şöyle ufaktan söylenseydi iyi olurdu dediğim şeyler genellikle. Neyse konuyu fazla dağıtmadan başlayalım dostlar.


Yazının bölümlerini de şuraya bırakayım ki daha kolay bir okuma olsun:


1 - ÖZEL Mİ DEVLET Mİ?

2-  NERDE OKUMALI? FARKLI BİR ŞEHRE GİTMELİ Mİ ACEP?

3- HAZIRLIK ZAMAN KAYBI DİYORLAR YAA! ÖYLE Mİ CİDDEN ?



1 - ÖZEL Mİ DEVLET Mİ?


   Öncelikle az çok seveceğiniz, ilgi duyduğunuz ve size uygun bir bölüme gideceğinizi varsayıyorum. Eğer öyle bir bölüme gitmediyseniz zaten bir yerden sonra dersler zehir olacak size. 

Bir çok şeyi de olumsuz etkileyecek. 


Önce şuna değinmek istiyorum: Özel okul mu yoksa devlet mi? 


Bu soru gerçekten 'kesin şuna git' demek için zor bir soru. Çünkü hangi özel okul hangi devlet okulu olduğu çok önemli ve çok fazla değişken var. Toptancı bir cevap yerine her okul için ayrı ayrı düşünmek gerekiyor. Bununla beraber şunu da söyleyebilirim ki dostlar eğer maddi durumunuz pek iyi değilse özel bir okulda bazen arkadaş bulmakta -daha doğrusu size uygun bir arkadaş bulmakta- zorlanabilirsiniz. 


Etrafınızda birileri hep vardır ama geçici olduklarını adınız gibi bilirsiniz. O yüzden ben şahsen özel de tam burslu okumak yerine iyi bir devlet üniversitesinde okumayı daha mantıklı buluyorum. Tabi bu özel okul 'Koç' gibi çok iyi bir okulsa işler değişir. Orada tam burslu kazandıysanız zaten gidin. Ama bunlarla beraber önemli olan sizsiniz, sizin yapıp ettikleriniz. Yani 'ben napıyım, şundan şundan öyle oluyor' gibi lafları bir kenara bırakalım. Başımıza gelenler için sorumluluk almayı öğrenmeliyiz. 


Yaşadıklarımızın yüzde 70 (yani çoğunluğu diyelim böyle net bir sayı vermek de tuhaf oldu. Hayır yüzde 68 niye değil demeyin sonra:) ) bizden kaynaklanır genellikle, o yüzden sisteme suç atmayı bırakıp yapmamız gerekenlere odaklanalım. 


Sistemi şuan için değiştiremeyiz, bir gün elimize fırsat geçerse onu da yaparız belki. 


Gördüğüm kadarıyla özel okullarda -ki bunların çoğu İstanbulda'dır ve kıçı kırık binaları olan okullardır, bir kaç büyük okulu saymazsak- okuyan öğrenciler evlerinden gelir ve dersten sonra herkes evine gider. Çünkü çoğu şehir dışına gitmemek için uzak bir yolu tepmeyi göze almıştır. Bunun yanında arkadaşlıkların en azından bana göre pek de samimi olduğunu söyleyemem. Tabiki çok samimi dostlar bulunur ama genelleme yapmayı sevmesem de durum gördüğüm kadarıyla bu. 


Kızlara gelecek olursak da genellikle -yine genelleme yapıyorum maaleesef- gösterişi seven ve maddi durumları iyi olan kızlar. Tabiki ben de çok iyi kızlar tanıdım ama bu gerçeği değiştirmiyor. Bakın kızların iyi ya da kötü oluşuyla alakalı bir şeyden bahsetmiyorum. Ama takılmak durumunda kaldığınızda bazen maalesef kopukluk oluyor. 


Erkeklere gelirsek de durum pek farklı değil. Aslında çoğu kişi normal. Ama kendi normalleri. Takılırken hesabı düşüneceğiniz bir arkadaş grubu adeta ızdıraptır benden söylemesi. Özel okulu biraz gömdük farkındayım. Ama dediğim gibi çok göreceli bir kavram bu olay. Elimde 10 tane oy varsa 6-7'sini devlete 3-4'ünü özele veririm. Diğer konuya geçelim.



2-  NERDE OKUMALI? FARKLI BİR ŞEHRE GİTMELİ Mİ ACEP?


   Tavsiyem şehir dışında yani ailenizden farklı bir şehirde üniversite seçmeye çalışın. 


Zaten eğer aile evinden gidip gelirseniz maalesef tam anlamıyla bir üniversite hayatınız olmuyor. Aileniz çok rahat olsa bile -ki eğer kızsanız değildir büyük ihtimalle- sürekli kafanızda 'ev, haber vermeyi unuttum, daha geçen izin aldım şimdi ne desem acaba' tarzında düşünceler dolaşacak.


Kimseye haber vermeden bir şey yapmanın kendisi bile güzel bir his. Ayrıca farklı bir şehir görmüş, hayatınız daha fazla 'kendi hayatınız olmuş' olur. Kendi başınıza bir şeyler yapmayı öğrenirsiniz. Çok küçük gibi görünse de mesela gidip spotçuyla eşya pazarlığı yapmak bile bir tecrübedir. Ya da ne biliyim yemek yapmayı öğrenmek bile. Sizin yerinize birilerinin bir şey yapması konforludur evet ama öğrenmenizi törpüler. 


Şehir olarak da takıntınız olmasın yani 'Hayat İzmir'de abiii' tarzı boş lafları bırakın. Hayat siz neredeyseniz orada. Evet İzmir'in ya da bir şehrin etkisi var ama abartılacak kadar değil emin olun. Sosyal hayat anlamında çok ölü şehirlere gitmeyin ama yine de yani normal ayarda olması yeter. Zaten göreceksiniz asıl olay nerde olduğunuz değil kimlerle olduğunuz olacak. Rahat olmaya çalışın. Bu tarz ayrıntılarda boğmayın kendinizi. Evet dediğim gibi önce farklı bir şehirde mümkünse uzak bir şehirde bir yere gidiyoruz. Ve başlayalım bakalım şu üniversiteye.


3- HAZIRLIK ZAMAN KAYBI DİYORLAR YAA! ÖYLE Mİ CİDDEN ?


İlk önce hazırlık konusuna değinmek istiyorum. Hazırlık zaman kaybıdır diyenler aslında doğru söylüyor çünkü onlar bir bok yapmayıp zaman kaybedenlerdir genelde. 


Dostlar çok yoğun bir sınav stresinden geçip 3 ayın ardından lap diye fakülteye geçmenizi tavsiye etmem. Hazırlığı kesinlikle zaman kaybı olarak görmeyin. Ayrıca zaman kaybı nedir Allah aşkına okulu bitirip 10k maaşla işe zaten başlamayacaksınız. Hemen hayata atılmanız da gerekmiyor sakin olun. Çünkü eğer güzel üniversite yılları geçirirseniz zaten özleyeceksiniz o günleri ve 'keşke' ler dilinize peleseng olacak. Bırakın hazırlığı yurt dışında bazı insanların 'gap year' diye bir olay yaptığını duymuştum. Bilmiyorum ne kadar yaygın. 


Olay şu: üniversiteye geçince okulu dondurup bir sene takılıyorsunuz sonra başlıyorsunuz. Aslında maddi anlamda sıkıntılarınız yoksa efsane olay. Ülkemizde yapan görmedim henüz. Ama eldekiyle yetinip hazırlığı bir gap year olarak görebilirsiniz.


Tavsiyem en alt kur/seviyeden başlayın. Derste 'am, is, are' görüp napcazz? diye sormayın. Olayın bu yönü güzel zaten. Bildiğiniz şeyler ve zorlanmadan ilk 2 kuru geçersiniz. Ondan sonra ufak ufak çalışıp zaten halledersiniz. Hazırlığı uzatmayın dostlar çünkü o zaman da kabak tadı veriyor. Çoğu kişi geçmiş fakülteye, sizde ister istemez 'gerideyim' psikolojisi oluşuyor. Her şeyi tadında bırakma taraftarıyım.


Neyse hazırlığa başladınız. Zamanınız bol olacak zaten. Dostlar sakın o zamanı evde oturup dizi izleyerek ya da her gün içerek falan geçirmeyin. Gezecek kimseniz yoksa bile gezin abi biraz yer görün. Hazırlıkta derslere fazla asılmayın ama aşırı da boşlamayın. Yani 0 hiç çalışmamak, 10 hayvan gibi çalışmaksa eğer siz 3 gibi falan takılsanız yeter. Sonlara doğru vitesi arttırıp 5 in üstüne çıkabilirsiniz hazırlığı bitirme sınavında. 


Hazırlıkta olay çevre edinmektir dostlar. Kimseden gelip sizinle tanışmasını falan beklemeyin. Efsane bir kız ortamı falan hayal etmeyin. Olabilir ama bunlar çok da önemli değil aslında, ilerledikçe zaten farkına varacaksınız. Okulun başlarında oluşan gruplara sakın aldanmayın yani bakıp da millet tanışmış kaynaymış ben kaldım sap gibi diye endişelenmenize gerek yok. Son senelere doğru o gruplar dağılır, hatta üyelerin bazıları kanlı bıçaklı bile olur. 


Çevrenizde çok kişi varsa yüzde 70-80 i gidicidir dostlar. Çok nadirdir o grupların dağılmadığı. O yüzden kendinize şöyle sağlam 3-4 tane insan bulun. Bu çok da zor değil aslında. Tabi siz eğer sağlam değilseniz yani kaypaksanız yapacak bir şey yok. Az çok adam olduğunuzu varsayıyorum.

3-4 sağlam adamla da yetinmeyin olabildiğince çevre edinin. Rehberinizdeki bir sürü kişi gibi. Hiç konuşmazsınız ama bir gün işiniz düşer. Bunu çıkarcılıkla karıştırmayın sakın. Ayda yılda işinizin düştüğü biriyle canciğer kuzu sarması olmanız gerekmiyor. Başkalarından da aynısını beklemeyin. Sürekli hala geldiyse evet orda sıkıntı vardır. Üniversite bittiğinde zaten çok büyük ihtimalle 3-4 kişiyle iletişimde olacaksınız. Diğerleri geçici olacak öncelikle bunun farkında olun. 


Evet farklı ve uzak bir şehirdeyiz. Hazırlığa başladık. Şöyle sağlam bir kaç insan bulduk. Yani o insanlarda çürük çıkabilir, bu yazıyı yazan ben de gün gelir kaypak biri olurum, belki de birilerinin gözünde öyleyimdir bunlar belli olmaz. Bunlar zaten olan şeyler hayatta o yüzden başınıza gelirse aşırı derecede şaşırmayın sakin olun. 


Erkeklere tavsiyem kızlara hemen atlamayın dostlar. Sonra abaza damgası yersiniz bir kişiyi gerçekten sevdiğinizde o kişi ister istemez size mesafeli durabilir ve işler iyi gitmeyebilir. Çevre edinmeye bakın dediğim gibi. 


Kızlar siz de bir zahmet şu abazalara prim vermeyin. Ondan sonra aldatılıp güven problemi yaşıyorsunuz. 


Evet dostlar gelelim içki, sigara, ot vs. Bunlarda bazı yerlerde deli ortam döndüğünü görebilirsiniz; fazla aldanmayın bence. Hiç bunlara bulaşmayın demiyorum ama tadında olursa keyifli olur. Yoksa her gün içen bir mala dönüşebilirsiniz. 


Geldik en önemli kısma. Çok fazla takılmayın arkadaşlarınızla. Yani her gün her saat yanyana olmanızın bir anlamı yok. Yani çok klasik olacak ama kitap falan okumaya çalışın. 


Unutmadan şunu da söyleyeyim: Mutlaka kulüplere girin. Bir bok öğrenmeseniz bile bir kaç insan tanırsınız. Güzel kulüpler de oluyor genelde. Örneğin dağcılık, ya da kamp kulüplerine girmenizi tavsiye ederim. Güzel hoş ortamlar oluyor ve en azından iki, üç ayda bir etkinlik yapmış olursunuz. Spora ilginiz varsa vaktiniz bol olacağından spora da gidebilirsiz. Fitness farz değil dostlar boks, kickboks tarzı şeyleri daha çok öneriyorum. 


Mümkünse ilk sene sevgili yapmayın. 

Tutun kendinizi biraz. İlk sene değil belki ama ilk dönem en azından sakin olun. Çok büyük ihtimalle ayrılıklar gerçekleşiyor çünkü. 


Karşınızdakini ve tabiki kendinizi tanımadan gidip biriyle sevgili oluyorsunuz sonra depresyon. Herkesin manitası falan da yok kendinizi depresyona sokmayın. Herkes biraz yalnız. Neyse bunlar başka yazının konuları. 


Evet şunlara değindik özetle:

Derslere fazla asılmıyoruz hazırlıkta, kızlara atlamıyoruz, çevre edinmeye bakıyoruz, kulüplere giriyoruz (burası önemli), spora ilgimiz varsa spora başlıyoruz, kitap okumaya çalışıyoruz, sevgili yapmıyoruz, insanları tanımaya çalışıyoruz. Özetle hazırlık bir moladır dostlar. Zaman yok diye yapamadığımız bir çok şeyi yapabiliriz. 


Fakültede bu kadar zamanımız olmayacak o yüzden en iyi şekilde değerlendirmek de fayda var. 


Evet bu şekilde hazırlığı bitirdik ve fakülteye geçtik. İngilizceniz iyi değilse yüzde yüz ingilizce bir bölüm seçmeyin dostlar. "Hazırlıkta öğreniriz" tam bir fiyaskodur. Eğer yatkınlığınız varsa evet öğrenirsiniz. Ama ben çok fazla öğrenemedim ve zorlandım açıkçası. 


Bölümünüzde hazırlık yoksa da kafaya çok takmayın. 4 sene de yeter bir şeyler için. En önemli kısmı bitirdik ve fakülteye adım attık. Fakülteyi bir sonraki yazıda ele alacağım. Umarım sıkılmadan okumuşsunuzdur. Sıkıldıysanız da napiyim abii:). Neyse iyi bakın kendinize. Sorularınız varsa mailden ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder